Halklar Hayal Güçleri İle İdare Edilir



Büyük projeler için büyük hayaller gerekir. Büyük hayalleri de
büyük insanlar hayal eder...


Yazmanın en zor yanı başlamaktır. Yazacak bir konu bulmak, o konuyu okunan, konuşulan, hatta tartışılan bir ilgi dünyasına taşımak belki de yazmanın en keyifli yanıdır. Yazmak, aynı zamanda bir düşünce paylaşımıdır. Ben de, yoğun iş hayatımdaki projelerin, rakamların, yorgunluğun beni azat ettiği birkaç saati, düşünerek, sessiz bir köşede...
 
    Şimdi isterseniz hemen gündeme geçeyim ve "Barış süreci” adı altında İmralı’da Abdullah Öcalan ile yapılan ilk görüşmenin 1. tutanağında, Öcalan’ın Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine aracı heyetle gönderdiği şu mesaja dikkatinizi çekeyim. Öcalan diyor ki; "Özerklik içinde Kürt halkı kendisini daha özgür ifade edecek ve yönetecektir. Şu anda yasa dayatırsak büyük alerji yaratır. İleride olabilir. Mesela Avrupa Birliği Yerel Yönetim Özerklik Şartı ile bu mesele önemli ölçüde çözülür”.
 

Yerel Özerklik Adımı

Görülüyor ki Öcalan Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Anlaşması’na dayanarak, Kürt halkı için hazırladığı çatının kiremitlerini de döşemek istiyor. Hafızalarımızı biraz yoklayalım ve 11 Aralık 2009 tarihinde kapatılan ve Türkiye’in 49. siyasi partisi olan DTP’nin (Demokratik Toplum Partisi), yine Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan gelen talimatıyla hazırladığı "Demokratik Özerklik Projesi”ni hatırlayalım. Bu proje DTP genel kongresinde de onaylanmıştı. Demokratik Özerklik Projesi’nde, yerel [yönetimlerin özerkliğine de önemle vurgu ^yapıldığı, merkezi idarenin vesayetinden kurtulmanın yollarının arandığı biliniyor.

DTP’nin kapatılmasından sonradyeni kurulan Barış ve Demokrasi Partisi’nin de (BDP) aynı projeyi benimsediği görülüyor. Bu proje, Diyarbakır Büyük Şehir Belediyesi  Başkanı Osman Baydemir’in Dersim’de bir panelde yaptığı konuşmasında yeniden ortaya atıldı. Osman Baydemir’in Kürdistan Özerk Bölgesi, Kürdistan Parlamentosu, Kürt Bayrağının Kürdistan Parlamentosu’nda asılması, yerel yönetimde özerklik hakkının tanınması, bu hakkın Anayasaya da konulması başlıklarını taşıyan konuşması, Avrupa Konseyine üye olan 47 ülkeden 31’inin imza attığı, Türkiye’nin de bazı maddelerine çekince koyarak imzaladığı TAvrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartf’nı gündeme getirdi.

Nasıl bir konsey?

Hem Öcalan, hem de BDP’nin diline dolanan Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na bir göz atmadan önce, Avrupa Konseyi’ni yakından tanıyalım. 1949 yılında kurulan, toplam nüfusları 800 milyona ulaşan, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Konsey’in en önemli organı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM).. Konsey, hukukun üstünlüğü, insan hakları, demokrasinin gelişmesi ve kültürel işbirliği alanlarında faaliyet gösteriyor. Avrupa Birliği (AB) ile aynı bayrağı kullanmasına rağmen, aralarında organik bir bağ ve bağlayıcı kararlar alma yetkisi de bulunmuyor. Üye ülkelerin imza attığı Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı da, konsey tarafından hazırlanmasına karşın, AB müktesebatında ve Lizbon anlaşması hükümlerinde yer alıyor. Bu nedenle AB, hazırlanan bu şartı aday ülkelerin uygulamasını istiyor. Avrupa Konseyince hazırlanan birçok karar tasarısında yerel yönetimler özerklik ilkesinin, anayasalarda yer alması önerilmiş ve kamu hizmetlerinin önemli bir bölümünün, yerel yönetimlerin özerk sorumluluğu altında yerine getirilmesi istenmiştir.

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, 8-10 Kasım 1984 tarihindeki Roma Konferansında tartışılmaya açılmış, ancak yaptırım gücünün ne olacağı sorunu yaşanmıştır. Aralarında Türkiye’nin de Pulunduğu Pirçok devlet şart’ın gücünün “tavsiye kararı” Piçiminde olmasını destekler iken, çoğunluğu oluşturan Pirçok Avrupa devleti ise, şart’ın “sözleşme” şeklinde yürürlüğe girmesi için uğraş vermişlerdir. Sonuç olarak şart; 1985 yılı Haziran ayında gerçekleştirilen Yerel Yönetimlerden Sorumlu Avrupa Bakanlar Konferansı’nda Penimsenerek 15 Ekim 1985 yılında üye ülkelerin imzasına açılmıştır. 4 üye ülkenin sözleşmeyi imzalaması, şart’ın yürürlüğe girme koşulu olarak belirlenmiş ve bu koşulun gerçekleşmesiyle Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, 11 Eylül 1988 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

8 Mayıs 1991 tarihinde; 3723 sayılı Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun, TBMM tarafından kabul edilmiş ve 6 Ağustos 1992 tarihli 92/3398 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile bazı maddelerine çekinceler konmuştur.


- Şart’ın İçeriği =

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın 1. mad-desinde gerekçe ve amaçlar anlatıl-maktadır. Yerel makamların her türlü demokratik rejimin ana temellerin¬den biri olduğuna işaret edilmekte, ayrıca halkın yönetime katılma hakkını doğrudan kullanım alanının, yerel düzeyde olacağı ifade edilmektedir.
2. maddede, Özerk Yerel Yönetimlerin Ana-yasal ve hukuki dayanağının, Anayasa ile tanınması gerektiği belirtilmektedir. Bu bölüm, 3 maddeden oluşmakta ve şartı imzalayacak ülkelerin sorumluluklarını kapsamaktadır.
3. maddede, özerk yönetimlere, kamu işle-rinin önemli bir bölümünü kendi sorumlulukları altında ve yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda düzenleme ve yönetme hakkı tanınmaktadır.
8. maddede yerel makamların her türlü İdarî denetimi ancak kanunlarla veya Anayasa ile belirlenmiş durum¬larda ve yöntemlerle gerçekleştirileceği anlatılmaktadır.
9. madde, yerel yönetimlerin kendi yetkileri dahilinde mali kaynakları serbestçe kullanabileceklerini vurgulanmaktadır. 

Ayrıca 1 7. maddeyle şartı imzaladıktan beş yıl sonra, taraf ülkelere çekilme hakkı da tanınmaktadır. Nitekim 2010 yılı Mayıs ayı içerisinde, Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Kongresinden bir heyet, 2007 yılında çıkarılan tavsiyeleri takip etmek amacıyla Türkiye’yi ziyaret etmiştir.
 

Türkiye’nin Çekinceleri

Türkiye, Şart’ın 12. maddesinin 1. fıkrası uyarınca aşağıdaki madde ve paragrafları kabul etmiştir. (Resmi Gazete, 21 Mayıs 1991, Sayı:20877)
2. Madde,
3. Maddenin 1 ve 2. paragrafları,
4. Maddenin 1,2,3, 4. ve 5. paragrafları,
5. Madde
6. Maddenin 2. paragrafı
7. Maddenin 1 ve 2. paragrafları,
8. Maddenin 1 ve 2. paragrafları,
9. Maddenin 1, 2, 3, 5 ve 8. paragrafları,
10. Maddenin 1. paragrafı.

Türkiye’nin çekince koyduğu paragraflar değer­lendirildiğinde şu sonuçlara varılabilir: Türkiye’nin çekince koyduğu 4. maddenin 6. paragrafında “Yerel makamları doğrudan ilgilendiren tüm konulara ilişkin planlama ve karar alma süreçleri içinde, kendilerine olanaklar ölçüsünde zamanında ve uygun biçimde danışılacaktır.” ifadesi yer almaktadır. Bu paragrafla, yerel yönetimlerin sınırlarını aşan fakat görev alanlarıyla yakından ilişkili olan bütün konularda ilgili yerel yönetimlerin görüşlerinin alınması düzenlenmiştir. Türkiye bu paragrafa çekince koyarak kendilerini ilgilendiren tüm konularda yerel makamlara danışma taahhüdü vermekten kaçınmıştır.

Türkiye’nin çekince koyduğu bir diğer paragraf olan 6. mad¬denin ilk paragrafında “Kanunla düzenlenmiş daha genel hüküm¬leri bozmamak şartıyla, yerel makamlar kendi iç İdarî örgütlenmelerini yerel ihtiyaçlarla uyumlu kılmak ve etkin idare sağlamak amacıyla, kendileri kararlaş- tırabileceklerdir.” denilmektedir.

Bu düzenleme ile özerk yerel yönetimlerin, yerel gereksin-melere uyum sağlayabilmek ve etkin bir yönetim gerçekleştire¬bilmek için kendi iç örgütlenmel¬erinin yapılarını serbestçe belirleme özgürlükleri düzen¬lenmiştir. Ancak Türkiye, böyle bir taahhüdü de vermekten kaçınmıştır.

Şart’ın 7. maddesinin 3. paragrafında “Yerel olarak seçilmiş kişilerin görevleriyle bağdaş-mayacak işlev veya faaliyetler kanunla veya temel hukuki ilkelere göre belirlenir.” hükmü yer almaktadır. Bu paragraf ile yerel yönetimlerin seçilmiş organlarına yasal güvence sağlanması amaçlanmış, Türkiye bu paragrafa da çekince koymuştur. Ancak; söz konusu yasal güvence mevzuatımızda yer almaktadır. Örneğin 5393 sayılı Belediye Kanununun 29. maddesinde meclis üyeliğinin; 44. maddesinde ise belediye başkanlığının hangi hallerde sona ereceği tek tek sayılmıştır.

Şart’ın 10. maddesinin 3. paragrafında “Yerel makam-lar, kanunla muhtemelen öngörülen şartlar dâhilinde, başka Devletlerin yerel makamlarıyla işbirliği yapabilirler.” denilmektedir. Türkiye’nin çekince koyduğu bu paragraf ile yerel yönetim birimlerinin yasa ile belirtilen hallerde başka ülkelerdeki yerel yönetimlerle işbirliği yapma hakları olduğu ortaya konmuştur.

İşte İmralı’dan hükümete elden gönderilen tutanak zabıtlarında, Abdullah Öcalan’ın yıllar öncesinden kurmak istediği çatının kiremitleri altında yazılı niyetler böyle ortaya çıkıyor. Bu niyet, hükümet çevrelerince iyice
okunup anlaşıldı mı acaba?. Çünkü Öcalan’ın Demokratik Özerlik içinde yerel yönetimler özerlik şartını da sayması, gözden kaçırılmamalıdır.

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı maddeleri
Madde 1
- Taraflar bu Şart’ın 12 Maddesinde belirtilen şekil ve ölçüde kendilerini aşağıdaki maddelerle bağlı kalacaklarını taahhüt ederler:

Madde 2 - Özerk yerel yönetimlerin anayasal ve hukuki dayanağı Özerk yerel yönetimler ilkesi ulusal mevzuatla ve uygun olduğu durumlarda anayasa ile tanınacaktır.

Madde 3 - Özerk yerel yönetim kavramı
Özerk yerel yönetim kavramı yerel makamların, kanunlarla belirtilen sınırlar çerçevesinde, kamu işlerinin önemli bir bölümünü kendi sorumlulukları altında ve yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda düzenleme ve yönetme hakkı ve imkanı anlamını taşır.

Madde 4 - Özerk yerel yönetimin kapsamı:
Yerel yönetimlerin temel yetki ve sorumlulukları anayasa ya da kanun ile belirlenecektir. Bununla beraber, bu hüküm yerel yönetimlere kanuna uygun olarak belirli amaçlar için yetki ve sorumluluk verilmesine engel teşkil etmez.
a - Yerel yönetimler, kanun tarafından belirlenen sınırlar içerisinde, yetki alanlarının dışında bırakılmış olmayan veya başka herhangi bir makamın görevlendirilmemiş olduğu tüm konularda faaliyette bulunmak açısından tam takdir hakkına sahip olacaklardır.
b- Kamu sorumlulukları genellikle ve tercihen vatandaşa en yakın olan makamlar tarafından kullanılacaktır. Sorumluluğun bir başka makama verilmesinde, görevin kapsam ve niteliği ile yetkinlik ve ekonomi gerekleri göz önünde bulundurulmalıdır.
c- Yerel makamlara verilen yetkiler normal olarak tam ve münhasırdır. Kanunda öngörülen durumların dışında, bu yetkiler öteki merkezi veya bölgesel makamlar tarafından zayıflatılamaz veya sınırlandırılamaz.
d - Yerel makamların merkezi veya bölgesel bir makam tarafından yetkilendirildiği durumlarda, bu yetkilerin yerel koşullarla uyumlu olarak kullanılabilmesine yerel makam¬lara olanaklar ölçüsünde takdir hakkı tanınacaktır.
e- Yerel makamları doğrudan ilgilendiren tüm konulara ilişkin planlama ve karar alma süreçleri içinde, kendileriyle olanaklar ölçüsünde zamanında ve uygun biçimde danışılacaktır.

Madde 5 -Yerel Yönetim sınırlarının korunması:
Yerel yönetimlerin sınırlarında, mevzuatın elverdiği durumlarda ve mümkünse bir referandum yoluyla ilgili yerel topluluklara önceden danışılmadan değişiklik yapılamaz.

Madde 6 - Yerel makamların görevleri için gereken uygun İdarî örgütlenme ve kaynaklar:
Kanunla düzenlenmiş daha genel hükümlere halel getirmemek koşuluyla, yerel makamlar kendi iç İdarî örgütlenmelerini, bunları yerel ihtiyaçlarla uyumlu kılmak ve etkin idare sağlamak amacıyla, kendileri kararlaştırabileceklerdir.
Yerel yönetimlerde görevlilerin çalışma koşulları liyakat ve yeteneğe göre yüksek nitelikli eleman istihdamına imkan verecek ölçüde olmalıdır; bu amaçla yeterli eğitim olanaklıyla ücret ve mesleki ilerleme olanakları sağlanmalıdır.

Madde 7 - Yerel düzeydeki sorumlulukların kullanılma koşulları
- Yerel düzeyde seçilmiş temsilcilerin görev koşulları görevlilerin serbestçe yerine getirilmesi olanağı sağlayabilmelidir.
 - Görev koşulları söz konusu görevin yürütülmesi sırasında yapılacak masrafların uygun biçimde mali tazminiyle birlikte, uygunsa, kazanç kaybının tazminine veya yapılan işin karşılığında ücra ve buna tekabül eden sosyal sigorta primlerinin ödenmesine olanak sağlayacaktır.
-Yerel olarak seçilmiş kişilerin görevleriyle bağdaşmayacak işlev veya faaliyetler kanunla veya temel hukuki ilkelere göre belirlenir.

Madde 8 -Yerel makamların faaliyetlerinin İdarî denetimi:
a - Yerel makamların her türlü İdarî denetimi ancak kanunlarla veya anayasa ile belirlenmiş durumlarda ve yöntemlerle gerçekleştirilebilir.
b - Yerel makamların İdarî denetimi normal olarak sadece kanunla veya anayasal ilkelerle uygunluk sağlamak amacıyla yapılacaktır. Bununla beraber, üst makamlar yerel makamları yetkili kıldıkları işlerin gereğine göre yapılıp yapılmadığını İdarî denetime tabi tutabil¬eceklerdir.
c - Yerel makamların İdarî denetimi, denet-leyen makamın müdahalesinin korunması amaçlanan çıkarların önemiyle orantılı olarak sınırlandırılmasını sağlayacak biçimde yapılmalıdır.
d- Bu hak, doğrudan, eşit ve genel oya dayanan gizli seçim sistemine göre serbestçe seçilmiş üyelerden oluşan ve kendilerine karşı sorumlu yürütme organlarına sahip olabilen meclisler veya kurul toplantıları tarafından kullanılacaktır. Bu hüküm, mevzuatın olanak verdiği durumlarda, vatandaşlardan oluşan meclislere, referan-dumlara veya vatandaşların doğrudan katılımına olanak veren öteki yöntemlere başvurulabilmesini hiç bir şekilde etkilemeyecektir.

Madde 9 - Yerel makamların mali kaynakları:
a - Ulusal ekonomik politika çerçevesinde, yerel makamlara kendi yetkileri dahilinde serbestçe kullanabil-ecekleri mali kaynaklar sağlanacaktır.
b - Yerel makamların mali kaynakları anayasa ve kanunla belirlenen sorumluluklarla orantılı olacaktır.
c - O - Yerel makamların malî kaynaklarının en azından bir bölümü oranlarını kendilerinin kanunun koyduğu sınırlar dahilinde belirleyebilecekleri yerel ve vergi ve harçlardan sağlanacaktır.
d-Yerel makamlara sağlan an kaynakların dayandığı malî sistemler, görevin yürütülmesi için gereken harcama-lardaki gerçek artışların mümkün olduğunca izlenebilm¬esine olanak tanımaya yetecek ölçüde çeşitlilik arz etmeli ve esneklik taşımalıdır.
e- Malî bakımdan daha zayıf olan yerel makamların korunması, potansiyel malî kaynakların ve karşılanması gereken malî yükün eşitsiz dağılımının etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik malî eşitleme yöntemlerinin veya buna eş önlemlerin alınmasını gerektirir. Bu yöntemler ve önlemler yerel makamların kendi sorumluluk alanlarında kullanabilecekleri takdir hakkını azaltmayacaktır.
f- Yeniden dağıtılan kaynakların yerel makamlara tahsisinin nasıl yapılacağı konusunda, kendilerine uygun bir biçimde danışılacaktır.
g- Mümkün olduğu ölçüde, yerel makamlara yapılan hibeler belli projelerin finansmanına tahsis edilme koşulu taşımayacaktır. Hibe verilmesi yerel makamların kendi yetki alanları içinde kendi politikalarına ilişkin olarak takdir hakkı kullanmadaki temel özgürlüklerine halel getirmeyecektir.
h- Yerel makamlar sermaye yatırımlarının finansmanı için kanunla belirlenen sınırlar içerisinde ulusal sermaye piyasasına girebileceklerdir.

Madde 10 - Yerel makamların birlik kurma ve birliklere katılma hakkı:
a-Yerel makamlar yetkilerini kullanırken, ortak ilgi alanlarındaki görevlerini yerine getirebilmek amacıyla, başka yerel makamlarla işbirliği yapabilecekler ve kanunlar çerçevesinde birlikler kurabileceklerdir.
b- Her Devlet, yerel makamların ortak çıkarlarının korunması ve geliştirilmesi için birliklere üye olma ve uluslararası yerel makamlar birliklerine katılma hakkını tanıyacaktır.
c- Yerel makamlar, kanunla muhtemelen öngörülen
Muhtelif hükümler:
d-Madde 12 - Yükümlülükler Her Âkit Taraf, bu Şart’ın I. Bölümündeki paragraflar¬dan en az 10 tanesini aşağıdakilerin arasından seçilmek üzere en az 20 paragrafı ile kendisini bağlı kabul etmeyi taahhüt edecektir.
- Madde 2,
- Madde 3, Paragraf 1 ve 2,
- Madde 4, paragraf 1, 2 ve 4,
- Madde 5,
- Madde 7, paragraf 1,
- Madde 8, paragraf 2,
- Madde 9 paragraf 1, 2 ve 3,
- Madde 10 paragraf 1,
- Madde 11
e - Şart’a Taraf olan her Devlet onay, kabul veya tasvip belgesini tevdi ederken bu Maddenin 1. Paragraf hükümlerine uygun olarak seçtiği paragrafları Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bildirecektir.
f - Herhangi bir Taraf Devlet, bu Maddenin 1. Paragrafı hükümlerine göre Şart’ın henüz kabul etmemiş olduğu herhangi bir paragrafıyla veya paragraflarıyla kendini bağlı addedeceğini daha sonraki herhangi bir tarihte Genel Sekretere bildirebilir. Sonradan kabul edilen bu tür yükümlülükler, böylece bildirimde bulunan Âkit Tarafın onay, kabul veya tasvip işleminin ayrılmaz bir parçası addedilecek ve Genel Sekreterin bildirimi aldığı tarihten sonra geçecek üç aylık süreyi izleyen ayın ilk gününden başlamak üzere aynı etkiyi taşıyacaktır.
 

Madde 13 - Bu Şartın kapsayacağı makamlar:
Bu Şart’ta yer alan özerk yerel yönetim ilkeleri Âkit Tarafların ülkesinde mevcut bulunan yerel makamların tüm kategorileri için uygulanır. Bununla beraber, her Âkit Taraf, onay, kabul veya tasvip belgesini sunarken, bu Şart’ın yerel veya bölgesel makamların sadece hangi kategorileri için uygulanmasını öngördüğünü veya uygulama dışında bırakmayı öngördüğü kategorileri belirleyebilir. Avrupa Konseyi Genel Sekreterine daha sonra yapacağı bildirimlerle, yukarıdakilerden başka yerel veya bölgesel makam kategorilerini de Şart’ın kapsamına dahil edebilir.

Madde 14 - Bilgi sağlanması:
Her Âkit Taraf bu şart’ın hükümleriyle uygunluk sağlamak amacıyla kabul ettiği mevzuat hükümleriyle aldığı diğer önlemler konusuna ilişkin bilgiyi Avrupa Konseyi Genel Sekreterine iletecektir.

Bölüm Üç
Madde 15 - İmza, onay ve yürürlüğe girme:

a - Bu Şart Avrupa Konseyi üyesi tüm Devletlerin imzasına açık olacaktır. Onay, kabul veya tasvip işlemine tabi olacaktır. Onay, kabul veya tasvip belgeleri Avrupa Konseyi Genel Sekreterine tevdi edilecektir.
b - Bu Şart Avrupa Konseyi üye Devletlerinden dördünün bu Şart’la bağlı olmayı kabul ettiklerini yukarıdaki paragraf hükümlerine uygun olarak daha sonra bildirmel¬erinden itibaren geçecek üç aylık süreyi izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.
c - Bu Şart’a bağlı olmayı kabul edeceğini daha sonra beyan eden herhangi bir üye Devlet bakımından, bu Şart, onay, kabul veya tasvip belgesinin tevdi tarihinden sonra geçecek üç aylık bir süreyi izleyen ayın ilk gününde yürürlüğe girecektir.

Madde 16 - Topraklara ilişkin hüküm:
Herhangi bir Devlet, imzalama sırasında veya onay, kabul veya tasvip belgesini tevdi ederken bu Şart’ın uygulanacağı toprak ya da toprakları belirleyebilir.
Herhangi bir Devlet daha sonraki herhangi bir tarihte yapacağı ve Avrupa Konseyi Genel Sekreterine muhatap bir beyan ile, bu Şart’ın uygulanma alanını beyanda belirleyeceği başka herhangi bir toprağa teşmil edebilir. Şart, bu tür topraklar için, bu beyanın Genel Sekreterin eline geçtiği tarihten sonra geçecek üç aylık süreyi izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.
O Yukarıdaki iki paragraf çerçevesinde yapılan herhangi bir beyan, bu beyanla belirlenen herhangi bir toprak bakımından, Genel Sekretere hitaben yapılacak bir bildirim ile geri çekilebilir. Bu geri çekme, Genel Sekreterin bu bildirimi aldığı tarihten sonra geçecek altı aylık süresi izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.

Madde 1 7 - Çekilme:
a- Herhangi bir Taraf, kendisi bakımından bu Şart’ın yürürlüğe girişini izleyen beş yıllık bir sürenin geçmesinden sonra, bu Şart’tan çekilebilir. Bu durumlarda, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine altı ay önce bildirimde bulunulacaktır. Bu tür çekilmeler, Taraf Devlet sayısının dörtten az olmaması koşuluyla diğer Taraf Devletler bakımından Şart’ın geçerliliğini etkilemeyecektir.
b-Yukarıdaki paragrafta belirlenen hükümler çer-çevesinde herhangi bir Taraf Devlet, 12. Maddenin 1. Paragrafında öngörülen sayı ve tipteki paragraflarla bağlı olduğu sürece, Şart’ın i. Bölümünün herhangi bir paragrafından çekilebilir. Herhangi.l bir Taraf Devlet bir paragraftan çekilerek 12. Maddenin 1. Paragrafının gereğini karşılamayan bir duruma geliyorsa, Şart’ın kendisinden çekilmiş sayılacaktır.

Madde 18 - Bildirimler:
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri:
a-Her imzalamayı;
b- Tüm, onay kabul veya tasvip belgelerinin tevdiini;
c- Bu Şart’ın 15. Madde hükümlerine göre her yürürlüğe giriş tarihini;
d-12. Maddenin 2. ve 3. Paragraflarının hükümlerinin uygulanması çerçevesinde alınan her bildirimin;
e 13. Maddenin hükümlerinin uygulanması çer¬çevesinde alınan her bildirimi;
f- Bu Şart’a ilişkin diğer herhangi bir işlem, bildirim veya yazışmayı, Avrupa Konseyi üyesi Devletlere bildirecektir.
g- Yukarıdaki hükümleri kabul zımnında gereği gibi yetkili kılımmış aşağıda imzaları bulunanlar bu Şart’ı imzalamışlardır.
h-Avrupa Konseyi arşivlerinde saklanacak olan bu Şart, İngilizce ve Fransızca olarak ve her iki metin ayni derecede geçerli olmak üzere, tek nüsha halinde 15 Ekim 1985 tarihinde Strasbourg’da düzenlenmiştir. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Avrupa Konseyi üyesi Devletlerin her birine bu
Şart’ın aslına uygun suretlerini iletecektir.


Avrupa Konseyi tanıtımı:
Avrupa Konseyi (İngilizce: Council of Europe; Fransızca: Conseil de l'Europe) 1949 yılında Avrupa çapında insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü savunmak amacıyla Avrupa çapında kurulmuş hükümetler arası bir kuruluştur. Avrupa Birliği'nden farklı bir örgütlenmedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Avrupa Konseyi'ne bağlıdır. Avrupa Konseyi'ne Belarus, Kazakistan, Kosova ve Vatikan hariç tüm Avrupa ülkeleri üyedir. Oysa Avrupa Birliği sadece 27 üyeli bir birliktir. Avrupa Konseyi'nin Avrupa Birliği ile karıştırılmasının en önemli sebebi olan Avrupa bayrağı, esasında Avrupa Konseyi'ne aittir. Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi'nin izniyle aynı Avrupa bayrağını kullanmaktadır.
Kuruluş 5 Mayıs 1949’da 10 ülke - Belçika, Danimarka, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, İsveç ve Birleşik Krallık - merkezi Strasbourg olmak üzere Avrupa Konseyi’ni kuran antlaşmayı imzalamıştır. Şu an Avrupa Konseyi'nde 47 üye ülke bulunmaktadır. Türkiye, anlaşmayı 1949 yılında imzalamıştır. Konsey'in çalışma alanları insan hakları, medya, hukuki işbirliği, sosyal dayanışma, sağlık, eğitim, kültür, spor, gençlik, yerel demokrasiler, sınır ötesi işbirliği, çevre ve bölgesel planlamadır.
Türkiye, Yunanistan ile birlikte Avrupa Konseyi kurulduktan sonra konseye ilk giren üyeler oldukları için "kurucu üye" statüsündedirler. [1]

Kurum Avrupa Birliği ile herhangi bir organik bağı bulunmayan ayrı bir uluslararası teşkilattır. Ancak günü-müzde Avrupa Birliği'nin Avrupa Konseyi'ne ait bayrağı kullanıyor olmasının yanı sıra, Avrupa Konseyi ile AB'nin yakın işbirliği söz konusudur. Birçok ülkede Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi'nin müşterek projeler gerçek- leştiriImektedir. Avrupa Konseyi, AB Bakanlar Konseyi ile de karıştırılmamalıdır. Konsey'in bütçesi üye ülkelerin nüfus ve GSMH'sına göre hesaplanan katkılarından oluşmaktadır. 2002 yılı bütçesi yaklaşık olarak 169 milyon Avro'dur. Konsey'in resmî dilleri İngilizce ve Fransızca'dır. Konsey Genel Sekreterliği'ni 2009 yılında 5 yıllığına seçilen Thorbjorn Jagland yürütmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi:
AİHM Avrupa Konseyi'ne bağlı bir kurumdur.
İnsan hakları kavramı, genel olarak, kişilerin insan olmaları nedeniyle insanlık onuruna uygun olarak sahip oldukları haklar bütünüdür. Geniş anlamıyla iç hukukta temel haklar ve kamu özgürlüklerin tümünü ve uluslararası hukukta öngörülen ve korunan hakları kapsar. Bu haklar tüm insanları ilgilendirdiğinden, bu hakların uluslararası alanda koruma altına alınmaları gerekmiştir. İnsan haklarının korunmasına dair ilk uygulamalar daha çok ulusal düzeydedir. İnsan haklarının uluslar arası düzeyde korunması çalışmalarına 19.yüzyıl sonları ve 20.yüzyılda rastlanmaktadır. Uluslararası hukukun insan haklarını genel bir biçimde ele alması Birleşmiş Milletler antlaşması ile gerçekleşir. Bu antlaşma insan haklarından çokça söz etmesine rağmen , bu hakların neler olduğuna dair bir açıklama içermez. Bu nedenle Ekonomik ve Sosyal Konsey'e bağlı olarak bir İnsan Hakları Komisyonu kurulmuş ve bu konuda çalışma yapmakla görevlendirilmiştir. Komisyon bu amaçla hazırladığı tasarıyı 12.12.1948 günü Genel Kurul’un bir kararı ile İnsan Hakları Evrensel Bildirisi olarak kabul etmiştir.

Bu bildirinin B.M. Genel Kurul kararı olarak kendiliğinden bağlayıcı niteliği bulunmaması ve herhangi bir güvence mekanizmasını düzenlememesi nedeniyle, bildiriden sonraki gelişmeler bu kusurları gidermeye yönelik olmuştur. Bu çerçevede iki düzeyde yeni düzenle¬melere rastlanmaktadır. Bu düzenlemeler: Evrensel düzeyde “Kişisel ve Siyasal Haklara İlişkin Sözleşme” ve “Ekonomik, Toplumsal ve Kültürel Haklara İlişkin sözleşme”, bölgesel düzeyde “Amerika Afrika İnsan Hakları Sözleşmesi” ve “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi” ile gerçekleştirilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi diğer antlaşmalardan farklıdır.O yüzden de insan haklarının anayasası olarak ele alınan da diğer sözleşmeler değil, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesidir. Bu farklılığı sağlayan özellikler; metindeki maddelerin açıklığa sahip olması, kesin, ayrıntılı, doğrudan uygulanabilir kurallar olmasıdır.

Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi
Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Avrupa Konseyi'nin danışman organıdır ve Avrupa Konseyi içinde mahalli yönetimleri temsil ederek yerel demokrasiyi destekler. Biri yerel yönetimler odası, diğeri de bölgesel yönetimler odası olmak üzere iki meclise bölünmüştür, bir sekreterlik ve kongre tarafından 5 yılda bir seçilen bir genel sekretere sahiptir.

Üye Ülkeler:
5 Mayıs 1949'daki kuruluşta 10 üye vardı:
Belçika
Birleşik Krallık
Danimarka
Fransa
Hollanda
İrlanda
İsveç
İtalya
Lüksemburg
Norveç

Avrupa Konseyi'ne üye ülkeler:
Türkiye 9 Ağustos 1949
Yunanistan 9 Ağustos 1949 İzlanda 7 Mart 1950 Almanya 13 Temmuz 1950 Avusturya 16 Nisan 1956 Kıbrıs 24 Mayıs 1961 İsviçre 6 Mayıs 1963 Malta 29 Nisan 1965 Portekiz 22 Eylül 1976 İspanya 24 Kasım 1977 Lihtenştayn 23 Kasım 1978 San Marino 16 Kasım 1988 Finlandiya 5 Mayıs 1989 Macaristan 6 Kasım 1990 Polonya 26 Kasım 1991 Bulgaristan 7 Mayıs 1992 Estonya 14 Mayıs 1993 Litvanya 14 Mayıs 1993 Slovenya 14 Mayıs 1993 Çek Cumhuriyeti 30 Haziran 1993 Slovakya 30 Haziran 1993 Romanya 7 Ekim 1993 Andorra 10 Kasım 1994 Letonya 10 Şubat 1995 Arnavutluk 13 Temmuz 1995 Moldova 13 Temmuz 1995 Makedonya 9 Kasım 1995 Ukrayna 9 Kasım 1995 Rusya 28 Şubat 1996 Hırvatistan 6 Kasım 1996 Gürcistan 27 Nisan 1999 Azerbaycan 25 Ocak 2001 Ermenistan 25 Ocak 2001 Bosna-Hersek 24 Nisan 2002 Sırbistad 3 Nisan 2003 Monako 5 Ekim 2004 Karadağ 11 Mayıs 2007
a - Avrupa Konseyi kurucu üyesi sayılır,
b - 1950'de Batı Almanya ve Fransız işgalindeki Saar, ortak üyeler oldular. 1951'de (Batı) Almanya tam üye olurken Saarland, federal cumhuriyete 1955'te bir referandumdan sonra razı oldu ve 1956'da ortak üyelikten çekildi. Sovyet işgalindeki Doğu Almanya, daha sonra Demokratik Almanya Cumhuriyeti, hiçbir zaman Avrupa Konseyi'ne üye olmadı. 1990'daki Alman yeniden birleşmesi'nden sonra, Doğu Almanya'daki beş Länder (yani bölge) Almanya Federal Cumhuriyeti'ne katıldı ve Avrupa Konseyi'nde temsil edilmeye başlandı.
c - "Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti" adı altında katıldı. (tırnak işareti içinde).[2] Çoğu ülke, ülkeyi anayasal ismiyle tanır.
d - Başlangıçta Sırbistan-Karadağ olarak katıldı

Avrupa Konseyi'ne Aday Ülkeler: Belarus

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Nezdinde Gözlemci Sıfatı Taşıyan Ülkeler: 
Vatikan 7 Mart 1970, Birleşik Devletler 10 Ocak 1996, Japonya 20 Kasım 1996, Meksika 1 Aralık 1999

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Nezdinde Gözlemci Sıfatını Taşıyan Ülkeler:
İsrail 2 Aralık 1957 Kanada 28 Mayıs 1997 Meksika 4 Kasım 1999

İleri Bir Tarihte Katılma İhtimali Doğabilecek Devletler:
Kosova (Kosova, Avrupa Konseyi ve Avrupa Konseyi'ne üye pek çok devlet tarafından henüz tanınmamaktadır. Tüm üye devletler tarafından tanınması halinde Avrupa Konseyi'ne üye olabilecektir. Ancak Sırbistan'ın hâlihazırda Avrupa Konseyi'nin üyesi olması bu ihtimali güçleştirmektedir.) 



02/08/2013

Diğer başlıklar


ETKİNLİK TAKVİMİ

<<

December 2014

>>
P S Ç P C Ct Pz
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930311234
567891011



Web Tasarım | Creamind